NE YAPABİLİRİM ?

NE YAPABİLİRİM?

Çevre sorunu nedir?

Çevre, bir canlının var olduğu ortam ya da koşullardır. Bu çevre doğal fiziksel öğeleri kapsadığı gibi, o canlının etkileştiği insan ürünü koşulları içerir. Dolayısıyla bir “çevre sorunu”, herhangi bir canlının yaşam ortamını/alanını olumsuz etkileyen her türlü insan kaynaklı etkileri ifade eder.

Çevre sorunu, devlet eliyle ya da özel şirketlerin faaliyetleri sonucu oluşabileceği gibi bireylerin faaliyetleri sonucu da doğabilir. Devlet veya şirketlerin faaliyetleri sonucu oluşan sorunların etki alanı ve derecesi açısından daha büyük ve derindir. Bu nedenle esas olarak “çevre sorunu”nun doğmasına neden olan bu faaliyetlerdir.

Belli başlı çevre sorunları şunlardır:

Altyapı, yol ve kentsel dönüşüm uygulamaları; her türlü atık ve bunların depolanması, ayrıştırılması; endüstriyel yatırımların çevresel etkileri; fosil yakıt kullanımdan kaynaklı sorunlar; HES’ler ve diğer enerji yatırımları; maden ve yapı malzemesi (taş, kum ocakları vs.) çıkarımları; nükleer ve termik santral yatırımları…

Yaşadığınız yerde, bölgenizde bu ve benzeri bir faaliyet varsa ve bu faaliyetin güncel ve gelecekteki çevreye olumsuz bir etkisinin olup olmadığını merak ediyorsanız, öncelik yapmanız gereken şey, bu yatırımın ÇED kapsamında olup olmadığına bakmaktır.

ÇED nedir?

Yeni gelişme ve projelerin çevreye olabilecek sürekli ya da geçici potansiyel etkilerinin, sosyal sonuçları ve alternatif çözümleri de içine alacak biçimde analizi ve değerlendirilmesine Çevresel Etki Değerlendirme denir.

Yaşam alanımızdaki kamu ya da özel şirket eliyle gerçekleşen bir faaliyetin ÇED’e tabi olup olmadığını aşağıdaki linkten öğrenebilirsiniz:

http://www.csb.gov.tr/db/ced/icerikbelge/icerikbelge1847.pdf

 

Bunun dışında kullanabileceğiniz bir hakkınız daha var:

Bilgi Edinme Hakkı.

Bilgi edinme hakkı, bireylerin devlet kurum ve kuruluşlarının görevlerinden dolayı sahip oldukları bilgilere ulaşabilme hakkıdır. Vatandaşlar kendileriyle doğrudan ilgili olsun veya olmasın, merak ettikleri herhangi bir bilgiyi elde edebilirler.

Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir. Hem vatandaşlar  hem dernek, vakıf,  şirket gibi tüzel kişiler bilgi edinme hakkına sahiptir.

Her kurum ve kuruluşa başvurarak bilgi almak mümkündür. Bilgi istenecek kamu kurum ve kuruluşlarına  örnek olarak Bakanlıklar, Merkez Bankası, İMKB, Üniversiteler, ÖSYM, RTÜK, Belediyeler, Emniyet  Müdürlüğü  gösterilebilir.   Kamu kurumu niteliğindeki   meslek kuruluşları da örneğin Baro, Mimarlar Odası, Tabipler  Odası yasa uyarınca bilgi vermek zorundadır  kuruluşlar kastedilmektedir. Bütün kurum ve kuruluşların internet  sayfalarında  bu hakkın kullanımını sağlamak için    bir tıkla açılarak doldurulan bir bölüm düzenlenmiştir.

Başvuru dilekçeleri, elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla  kurum ve kuruluşlara gönderilebilir.  Dilekçelerde, formlarda başvuranın adı, soyadı, imzası,  adresi belirtilir. Kurum ve kuruluşların web sitelerinde formlar bulunur; genelde başvurular bu formlar doldurularak yapılmaktadır.

Bilgi edinme birimlerinde görevli personel,  başvuranlara yol göstermekle ve yardımcı olmakla yükümlüdür.  Böylece  dilekçe veya formlarda eksikler varsa  belirtmeleri ve bunların nasıl giderileceği konusunda yol göstermeleri gerekir. Kurum ve kuruluşlar, başvuranlara on beş gün içinde yanıt vermek zorundadır.  Yanıt  yazılı olarak postayla veya elektronik ortamda  bildirilir. Başvurunun reddedilmesi hâlinde, ret kararının gerekçesi ve buna karşı başvuru yollarının da yazıda belirtilmesi gerekir.

Başvuruya açık ve net bir yanıt verilmezse veya hiç yanıt verilmezse ne yapılabilir ?

Başvuru reddedilirse  bu kararın ilgiliye bildirilmesinden  itibaren on beş gün içinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na  itiraz edilebilir. Kurul, bu konudaki kararını otuz gün içinde verir. Kurul tarafından da başvuru reddedilirse altmış gün içinde Danıştay’da dava açılabilir. Örneğin Danıştay 2011 yılında Hopa’da yaşanan toplumsal olaylarla ilgili  Bilgi Edinme Kanunu kapsamında Emniyet’in elinde ne kadar biber gazı stoku bulunduğunu öğrenmek isteyen vatandaşa, “yeteri kadar” , “gerektiği kadar” şeklinde genel geçer yanıtlar verilmesinin hukuka uygun olmadığına karar vermiştir. Bu anlamda Emniyet’in biber gazı ile ilgili bilgilerin devlet sırrı kapsamında olduğu yönündeki savunmasını da kabul etmemiştir (6).

 

Bütün bunları yaparken, yardım ve destek alacağınız gönüllü çevre platformları, çevre hukukçuları ile temasa geçmeyi sakın ihmal etmeyin. Onlar bu konularda size daha hızlı yardımda bulunacaklardır.

Sesinizi daha gür çıkarmak için bir aracınız var: Sosyal Medya

Comments are closed